Ego Nedir? Nasıl Anlaşılır? Zararları Nelerdir?

0
2160

Ego Nedir? Nasıl Anlaşılır? Zararları Nelerdir?

Ego ve egoist günümüzde sıklıkla duyduğumuz kavramlardır. Ne kadar egolu bir insan der ve uzaklaşırız bu tip kişilerden öyle değil mi? Ego, benlik demektir. İnsanın kişisel özelliklerini koruyarak, bilinç altı isteklerinin bazısına izin verme durumudur. Bu isteklerde bencilce davranılıp, işin içine kibir ve kendini beğenmişlik girince de, çağımızın en önemli psikolojik sorunlarından biri olan ego devreye girer.

İnsan hayatındaki yeri yadsınamayacak kadar büyük olan ego, çağımızın en önemli sorunları arasında geliyor. Özellikle gençlerde kendini gösteren ego yapılan her harekette, söylenen her sözde varlığını hissettiriyor. En karmaşık düşüncelerden en masum denilen davranışlara kadar her konu ego barındırıyor. Kimi zaman varlığından şiddetle şikayetçi olunsa da ego kişiliğin değişmez parçalarından biri. Haliyle bu kavram için insanın yapı taşlarından biridir denilebilir.

Her ne kadar olumsuz bir davranış olarak algılansa da, aslında ego her insanın kişiliğinde bulunan fakat kontrol altında tutulması gereken bir kavramdır. İnsanın ruhsal yapısının en temel üçlüsü olan; id (alt bilinç), ego (benlik), süper ego (üst benlik) kişilik dengenizi yaratmanızı sağlamaktadır. Eğer egonuz, id ve süper egonuzu dengede tutma konusunda başarılıysa bu sizin karakterinizin en sağlam ve övünülecek yanıdır. Egosuz olan, sağlıklı bireylerin ruhsal hastalıklara kolay kolay yakalanmadığı tespit edilmiştir.

Hem iç dünyasında hem de dış dünyasında kendini var edebilen insan, ihtiyaçlarını da dengede tuttuğu egosu sayesinde belirler. Kendini kanıtlama içgüdüsü taşıyan kişi egosunun baskısı ile karakterini belirler. Bu da kişinin farkında olmadan hata yapmasına sebep olur. O yüzden diyoruz ki, egonuzun kölesi olmayın!

Sosyal medya modern çağın başlarında hayatımıza akın akın girmeye başlayan ve insanlar tarafından kabul gören bir yapıya sahip. Instagram, Twitter, Snapchat, Facebook gibi listenin başını tutan mecralar hepimizin hayatında önemli vakitler almaya başladı. Sosyal medya kullanımına bu kadar hızlı ve rahat alışmamızın elbette nedenleri ve sonuçları olacak. Fakat görülen o ki en büyük neden şahane olan hayatlarımızı, kusursuz gösterme çabamız. Maalesef abartı ve arzu kültürü içerisindeyiz. Yediğimiz yemekler, gittiğimiz tatiller, sabahladığımız gece kulüpleri, kurduğumuz arkadaşlıklar, yaşanılan kusursuz aşklar hepsi paylaşılmaya ve insanlara gösterilmeye değer şeyler nasıl olsa. Aslında tek bir açıdan bakıldığında masum düşünceler olarak görülse de sizce de biraz fazla abartmadık mı? Biraz nispet olmadı mı? En çok beğeniyi kapmak veya en çok takipçiye sahip olmak gibi çabalar yüzünden sürekli mutlu olduğumu göstermeliyim çabası hayatlarımıza dayatılmış durumda. Bir insanın hayatı boyunca mutlu, memnun ve başarılı olması çok gerçek dışı, hayat sevinçler kadar üzüntüleri de bünyesinde fazlasıyla barındırır zaten hayatı güzel yapanda bu karmanın kendisidir.

Aslında birçoğumuz bu durumun farkındayız ve ne kadar mustarip olsak bile, her fırsatta bu davranışların popüler olma gibi bir çabadan geldiğinden dem vuruyor olsak bile, davranışlarımız da bunun tersini uygulamıyoruz. Ekranlardan kafalarımızı kaldırıp, gözümüzü etrafa ve gerçek hayata çevirdiğimiz zaman gerçeklerle yüzleşebiliriz. Sosyal medya üzerinde on binlerce insana hitap edip, etkileşimde bulunup gerçek hayatında çok az arkadaşa sahip hayatların bu kadar fazlalaşması hiç iyi bir durum değil. Hatta sosyal medya arkadaşlıklarımızın çoğunu gerçek yaşamda tanımıyor, yolda karşılaştığımız da selam bile vermek istemiyoruz. Yani sosyal medya bizi asosyal mi yapıyor? Hayır, işte burada doğru sosyal medya kullanımı devreye giriyor. Tabi ki sosyal medya hayatımıza renk katıyor ve anlarımızı insanlarla paylaşarak mutlu olmamıza, hayata renk katmamıza olanak sağlıyor. Buradaki ayrım, bu paylaşımları sahte bir gerçeklik içinde yapmamaktır. Olmadığımız yerde yaptığımız yer bildirimleri bizi sadece insanlara oradayız diye gösteriyor ama bu gerçeklik algısından çok uzak kalıyor. Aynı mantık çerçevesinde herkeste şöyle bir algı oluşmuş durumda, Starbucks’ta yer bildirimi yapılır ama köşe başında çaycıda yer bildirimi yapılmaz, çünkü köşe başları popüler değildir, daha doğrusu Starbucks sizi popüler yapar. Sebebiyse insan yapısındaki övgü alma isteği sosyal medyada gösterdiğimiz davranışlara yansıyor. Yapılan iyilikler de gizli yapıldığında güzelliğini korur. Bir iyiliğin verimliliği insana verdiği iç rahatlatıcı duygulardan ve karşı tarafa sağladığı faydalardan ileri gelir. Hayvan haklarını korumak, sosyal ve bireysel sorumluluklar inanın ki gösteriş uğruna yapılmadığında gerçeklik algısına ve beğenilmeye daha layık olur.  Eğer sosyal medya hesaplarımız kendi reklamımızı yapabileceğimiz bir yer olarak düşünürsek bu yapılanlar doğru kabul edilebilir fakat gerçeklik dışı olan mutlu görünme, elit görünme çabasıyla sosyal medya kullanımı insanları kendi içinde bir ego savaşına sürüklüyor. Aynaya bakıldığında görülen kişi ve sosyal medyada görülen kişinin aynı olmaması bize doğal gelmeye başladığında işler iyiye gitmiyor demektir.

Unutulmamalıdır ki sona erecek olan bir varlığımız ve sınırlı sayıda günlerimiz var. Sosyal medya bilinçli kullanıldığı takdirde gerçekten hayatımızda olumlu değişikliklere yol açabilir. Sosyal medyayı ‘değerli’ ya da ‘yeterli’ hissetme yolu olarak değil de farklı amaçlar doğrultusunda kullanmak sizi daha iyi hissettirebilir. Bilinçli sosyal medya kullanımı; sevdiğiniz, değer verdiğiniz insanlarla günümüz yoğunluğunda bağlantı kurmayı ve haberleşmeyi sağlayabilir. Olumlu olumsuz gelişmeleri çevrenize hızlıca duyurmanızı, işinizle ilgili neler yapabildiğinizi insanlara göstermenizi ve başarınızı olumlu etkileyebilir…

Sosyal dediğimiz hayat, bilgisayarımızı ve telefonumuzu açıp kapatmaktan ibaret değildir. Hayatı kaçırmayın.

CEVAP VER

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.